L.A. Noire Hakkında Bilmeniz Gereken Herşey

Hikaye
L.A. Noire LAPD’de gelecek vadeden bir çaylak olan dedektif Cole Phelps etrafında dönüyor. Phelps, Mad Men dizisinde Ken Cosgrove karakterini canlandıran Aaron Staton tarafından seslendiriliyor ve canlandırılıyor. Phelps 2. Dünya Savaşı’nda görev yapmış ve bir tür savaş kahramanı olarak görülüyor. Fakat Staton’la ve Rockstar’la Phelps hakkında yapılan konuşmalardan anladığımız kadarıyla savaşta yaptıkları, çoğunun sandığı kadar kahramanca değil gibi gözüküyor.
“Sağlam görüş ve tutkulara sahip bir adam o,” diyor Aaron Staton. “Kesinlikle ikilemde kalmış ve geçmişte, 2. Dünya Savaşı’nda yaptığı bazı şeylerden ötürü suçluluk ve karanlık pişmanlıklara sahip. Çoğu kişiye iyi sayılabilecek şekilde terfiler ve hatır işleri dönmüş. Fakat bence sorgulanabilir bir şeyden dolayı ödüllendirildiğinizde, bir utancı da beraberinde taşırsınız.”
Rockstar haliyle Phelps’in geçmişini bir annenin bebeğini koruduğu gibi gizli tutuyor, fakat bu öykünün daha fazlası olduğu aşikar. Geçmişi ne olursa olsun, Phelps’in 1947’de LAPD’na katıldığını biliyoruz. Phelps’in de her adımda öğrendiği ve mücadele ettiği gibi zamanın polis birimleri oldukça yozlaşmış durumda. Kariyeri boyunca Phelps bir seri “masa” görevlerinden geçecek: şehir devriyesi, trafik, cinayet, ahlak ve kundakçılık. Her departmanda değişik tür dosyalarla uğraşacaksınız (fakat endişeniz olmasın, basit bir trafik durdurması bile L.A. Noire’da çok daha karanlık bir hale bürünebilir) ve bununla beraber tabii ki farklı ortaklar ve şeflere sahip olacaksınız – ki bunların çoğunun aklında sizin iyiliğiniz olmayacak.
Olaylar 1940ların Los Angeles’ında yaşanmış gerçek olaylardan esinlenilmiş – öyle ki kötü şöhretli Black Dahlia cinayetlerine bile göndermeler var. Gördüklerimize bakılırsa, Rockstar’ın bu konuda pek bilgi vermemesine rağmen, LAPD’daki yozlaşmayla alakalı kapsayıcı bir olaylar dizisi olduğunu söyleyebiliriz. Yine de, GTA IV ve Red Dead Redemption’a bakacak olursak, Rockstar’ın sürükleyici bir öykü anlatma yeteneğine güveniyoruz. Sıradaki video oyunda dönen geniş hikaye hakkında bazı ipuçları veriyor.
L.A. Noire’ın en büyüleyici özelliklerinden biri de 1947 Los Angeles’ının itinalı yeniden yaratılışı. Detaylı açık uçlu dünyalar Rockstar oyunlarında yeni bir şey olmasa da, bu gerçek tarihi bir mekanın tekrar yaratılmaya çalışıldığı ilk oyun. Team Bondi hiçbir masraftan kaçınmayarak, Huntington Kütüphanesi’nden bulunan gazete arşivi resimleri ve şehrin 1947 tarihine ait elle çizilmiş haritaları gibi 180,000’den fazla referans kullanmış. Telefonlar ve giyim gibi küçük detaylardan reklamlar ve çoktan kaybolmuş binalara kadar her şey yeniden yaratılmış. Şehir haritaları da eski tip – otoban sistemi öncesi Los Angeles’ında araba kullanmanın nasıl bir duygu olduğunu yaşayabileceksiniz.
Rockstar’ın tahminlerine göre oyundaki şehir bu zamana kadar yapılanların en büyüğü ve ayrıca en detaylısı – L.A. Noire’da 140’tan fazla tamamiyle tasarlanmış iç mekan bulunmakta. Dükkan vitrinleri bile zaman ile uyumlu ürünler sergileyecek. Arabalar da eski tip; yapımcı ekibin televizyon sunucusu Jay Leno’nun adından söz ettiren araba koleksiyonuna erişerek bazı zor bulunur arabaların resmini çekme olanakları bile olmuş.
Gördüğümüz kadarıyla, GTA IV’ün Liberty Şehri’yle yarışır genişlikte ve etkileyicilikte olsa da, onun kadar etkileşimli değil; sokaklarda siviller ve benzerleri var fakat hikaye dışı içerikte keşfedilebilecek çok fazla şey mevcut değil.
Zamanın hissiyatı, orjinal polisiye film müzikleriyle Billie Holiday gibi sanatçıların eski caz şarkılarıyla güzel bir denge sağlayan müzikleriyle oldukça güçlendirilmiş.
